← Köşe Yazıları KÖŞE YAZISI

Sıfır Atık, Çöp Kutusunu Değiştirmekten Daha Fazlası: Kurumlar Gerçekten Hazır mı?

Bir kurumda farklı renklerde atık kutuları varsa, sıfır atık konusunda yeterince ilerlemiş sayılır mı? Atıkları ayırmak önemli bir başlangıçtır. Ancak sıfır atık ve döngüsel ekonomi bundan çok daha geniş bir dönüşümü ifade eder. Asıl mesele yalnızca ortaya çıkan atığı nereye attığımız değil; atığın neden oluştuğunu, en başta nasıl azaltılabileceğini ve kullandığımız kaynakların sistem içinde nasıl daha uzun süre tutulabileceğini düşünmektir.

Sıfır Atık, Çöp Kutusunu Değiştirmekten Daha Fazlası: Kurumlar Gerçekten Hazır mı?

COP31 yaklaşırken bu ayrım daha da önem kazanıyor. COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı, konferansı yalnızca yeni hedeflerin konuşulduğu değil, mevcut taahhütlerin uygulamaya dönüştürüldüğü bir süreç olarak konumlandırıyor (UNFCCC, 2026a).

Sıfır atık ve döngüsel ekonomi de, COP31 Küresel İklim Eylem Gündemi'nin öncelikli alanları arasında yer alıyor.Türkiye COP31 Başkanlığı, Haziran ayında açıklanan hedefler arasında küresel atık artış hızının 2035'e kadar yarıya indirilmesini de duyurdu (UNFCCC, 2026b). COP31 programında ayrıca sıfır atık ve döngüsel ekonomi için özel oturumların planlanmış olması, konunun konferans gündemindeki yerini açıkça gösteriyor (UNFCCC, 2026c).

Atık konusunun artık yalnızca temizlik veya geri dönüşüm meselesi olarak görülmemesi açısından bu durum çok önemli.  İklim, kaynak kullanımı, üretim biçimleri ve tüketim alışkanlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor.

Hatta geri dönüşüm çoğu zaman sürdürülebilirlik çalışmalarının en görünür kısmı; döngüsel ekonomi yaklaşımında asıl hedef, mümkün olduğunca az atık üretmektir. Bir kurum için bu; gereksiz tüketimi azaltmak, tek kullanımlık ürünleri sorgulamak, ürünleri yeniden kullanmak, malzeme ve ekipmanların kullanım süresini uzatmak, satın alma tercihlerinde kaynak verimliliğini dikkate almak ve ancak bunlardan sonra oluşan atığı doğru biçimde yönetmek anlamına geliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca “Atıkları ayırıyor muyuz?” değildir. Bir soru daha var: “Bu atığın oluşmasını önleyebilir miydik?”

Ancak her kurumun atık profili aynı değildir. Bir otel için gıda israfı ve tek kullanımlık ürünler önemli olabilir. Bir üniversite için kâğıt tüketimi, yemekhane atıkları, elektronik ekipmanlar ve satın alma tercihleri öne çıkabilir. Bir üretim işletmesinde ise hammadde kullanımı, ambalaj, üretim artıkları ve enerji tüketimi daha belirleyici olabilir. Bu nedenle, iyi bir sıfır atık yaklaşımı hazır bir kontrol listesini uygulamakla başlamamalı.

Önce kurumun kendi süreçlerine bakması gerekir:  Nerede kaynak kullanıyoruz? En fazla atık nerede oluşuyor? Hangilerini önleyebiliriz? Hangilerini yeniden kullanabiliriz? Çalışanlarımız bu sürecin neresinde? Bu soruların yanıtları kuruma özgü bir yol haritasının başlangıcını oluşturabilir.

Sıfır atık çalışmalarında çoğu zaman son kullanıcıya odaklanıyoruz. Oysa bir kurumda atığın önemli bir bölümü, ürün satın alınırken oluşuyor. Ambalaj miktarı, ürünün kullanım ömrü, tamir edilebilirliği, yeniden kullanılabilirliği ve tedarikçinin uygulamaları daha satın alma aşamasında değerlendirilebilir. Bu nedenle döngüsel ekonomi yalnızca çevre biriminin işi değildir: Satın alma, finans, operasyon, insan kaynakları ve yönetim birimlerinin birlikte değerlendirmesi gereken bir konudur.

Bir kurum çok iyi bir sıfır atık prosedürü hazırlayabilir. Ancak çalışanlar neden böyle bir uygulamanın yapıldığını bilmiyorlarsa veya sistemi günlük işlerinin bir parçası olarak görmüyorlarsa, sonuçlar sınırlı kalabilir. Bu nedenle sürdürülebilirlik aynı zamanda bir kurum kültürü meselesidir. Eğitimler burada önemli olabilir; ancak yalnızca bilgi aktaran tek seferlik eğitimler yeterli olmayabilir. Çalışanların günlük iş süreçlerinde neyi farklı yapabileceklerini görebilmeleri gerekiyor.

Örneğin: Bir toplantıda ne kadar tek kullanımlık ürün kullanılıyor? Ofiste gereksiz çıktı alınıyor mu? Etkinliklerde dağıtılan malzemeler gerçekten kullanılıyor mu? Yemekhanelerde ne kadar gıda çöpe gidiyor? Küçük görünen bu kararlar bir araya geldiğinde kurumun toplam kaynak kullanımını etkiler.

COP31'in “uygulama” vurgusu kurumlar açısından da önemli bir hatırlatma sunuyor. Sürdürülebilirlik hedeflerinin yalnızca politika belgelerinde veya raporlarda kalmaması gerekiyor. Hedefin günlük kararlara dönüşmesi gerekiyor. Bunun için; mevcut durumun görülmesi, ölçülebilir hedeflerin belirlenmesi, sorumlulukların paylaşılması, çalışanların sürece katılması ve sonuçların izlenmesi önemlidir.

Döngüsel ekonomi bu nedenle yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kurumsal yönetim ve liderlik konusudur.

Nil Akademi ve Sıfır Atık

Nil Akademi olarak sıfır atık, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirliği birbirinden bağımsız başlıklar olarak görmüyoruz. Sorumlu tüketim, sorumlu işletme yönetimi, yeşil liderlik, çalışan farkındalığı ve kurumsal dönüşüm , aynı sürecin farklı parçalarıdır. Eğitim ve kapasite geliştirme çalışmalarında temel soru yalnızca “Sıfır atık nedir?” olmamalı.

Asıl soru şu: “Bu bilgiyi kurumun günlük işleyişine nasıl dönüştürebiliriz?” Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca doğru bilgiyi bilmekle oluşmuyor. Bilginin davranışa, davranışın da kurum kültürüne dönüşmesi gerekiyor. COP31 yaklaşırken belki de kurumların kendilerine sorabileceği en sade soru bu: Geri dönüşüm yapıyor muyuz, yoksa gerçekten daha az atık üreten bir kurum olmaya mı çalışıyoruz?

Kaynakça

United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026a). About COP31.
https://unfccc.int/cop31/about

United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026b, June 9). COP31 Presidency announces new targets on global electrification, cutting waste, resilient cities.
https://unfccc.int/news/cop31-presidency-announces-new-targets-on-global-electrification-cutting-waste-resilient-cities

United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026c). Global Climate Action at COP31.
https://unfccc.int/climate-action/events/global-climate-action-at-cop/global-climate-action-at-cop-31

United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026d). The Road to Antalya.
https://unfccc.int/cop31/the-road-to-antalya

#COP31 #SıfırAtık #DöngüselEkonomi #Sürdürülebilirlik #SorumluTüketim #Sorumluİşletme #YeşilLiderlik #KurumsalDönüşüm #NilAkademi

 

Doç. Dr. Deniz YETKİN AKER
YAZAR HAKKINDA

Doç. Dr. Deniz YETKİN AKER

Nil Akademi Kurucusu

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında akademisyen; yetişkin eğitimi, araştırma, proje ve danışmanlık çalışmaları yürüten Nil Akademi kurucusu.

Uzman profilini görüntüle →